02.09.08

Hz.Hatice (r.a.üma) Annemizi Değerli Yapan Neydi?

Yazı kategorisi: Hatice, Hazreti Hatice, Hz. Hatice, Hz. Hatice (r.a.), Hz.Hatice 6:05 pm yazan: Alperen Türkü

Eline aldığı kuru bir hurma dalına dayanarak Resûlüllah’ın kapısına kadar gelmiş olan yaşlı bir kadın, içeri girmek arzusunu izhar etmesi üzerine;
– Yâ Resûlâllah, kim olduğunu bilmediğimiz bir ihtiyare kadın, zâtınızı görmek istiyor,” dediler.
Resûl-i Ekrem Hazretleri:
– Müsaade edin, gelsin,” buyurdular.
İhtiyarlıktan âdeta rükû eder halde duran kadın, hurma dalından edindiği asâsına dayana dayana Resûlüllah’ın kapısından içeri girdi, bir-iki adım ilerledikten sonra, kendisini tanıyan Resûlüllah hemen ayağa kalktılar; altlarındaki içi hurma lifi dolu minderlerini göstererek oturmasını istediler.
Resûlüllah’ın bu kadına gösterdiği hürmet ve alâka, orada hazır bulunan Hazret-i Ömer’in dikkatini çekti; hattâ kim olduğunu merak ettiği bu ihtiyareye gösterilen bu ikramı, biraz da fazla gibi bulduğu içindir ki, ihtiyare kalkıp gittikten sonra: – Yâ Resûlâllah, bu kadın kimdi ki, kendisine ayağa kalkacak kadar hürmet ettiniz, minderinizi verecek kadar alâka gösteriniz?” dedi.
Resûlüllah’ın cevabı tek cümleden ibaretti:
– Bu kadın, bizim Hatîce’nin dostlarındandı!”
Burada aklımıza şöyle bir sual geliyor:
– Resûlüllah Hazretleri, senelerce evvel vefat etmiş olan Hatice Validemize, neden bu kadar alâkâ duyuyordu ki, O’nun dostlarına bile ayağa kalkıyor, minderlerini vermek kadirşinâslığında bulunuyorlardı? Hatîce Validemizin kendisini bu derece sevdiren hususiyeti ne idi?
Bu sualin cevabını da, Hazret-i Âişe Validemizin hazır bulunduğu bir mecliste cereyan eden şu hatırada bulmak mümkündür. Fahr-i Kâinat Efendimiz, bir aile sohbetinde, Hazret-i Hatîce Validemizi uzun uzun yâdetmiş; bazı hatıraları yeniden anlatarak, geçmiş günlerini dile getirmişti.
Hazret-i Âişe Validemiz:
– Yâ Resûlâllah, senelerce evvel ölüp gitmiş olan bir yaşlı kadını, bu kadar hatırlayıp yâdetmekte ne fayda var? Allahü Zülcelâl, size, O’ndan daha genç ve güzelini ihsan etmiş; ağzında dişi bile kalmamış bir ihtiyare yerine daha gencini vermiştir,” dedi. Âişe Validemizin bu sözlerine karşı Resûlüllah Hazretleri’nin, Hz. Hatîce Validemizi niçin unutmadığını bildiren şu cevaplarını, dikkat ve ibretle okumaktayız:
– Yâ Âişe! Seneler geçtiği halde Hatîce’yi unutmayışım, O’nun dış güzelliğinden değildir.
Herkes beni red ve inkâr ettiği zaman, Hatîce bana inandı ve tasdik etti.
Etrafımdakiler bana, yalancısın, dediği zaman; Hatîce bana, doğru söylüyorsun, asla çekinme, dedi.
İnsanlar benden bir pulu esirgediği zaman, Hatîce, bütün servetini önüme sürerek bunların hepsi emrindedir, istediğin kadar harcayabilirsin, dedi.
Dünyada yalnız kaldığım günlerde, Hatîce, benden asla geri kalmadı; bunların hepsi geçicidir, üzülme, ileride bu güçlükleri kolaylıklar takip edecektir, dedi.
İşte ben, Hatîce’yi, bu fedakârlıkları için unutmuyorum!”
Hz. Hatîce’yi seneler geçtiği halde unutturmayan meziyetleri, Resûlüllah nezdinde, kadın arkadaşına oturduğu minderini verdirecek kadar kazanmış olduğu itibar ve kıymeti; hanımların dikkatlerini çekmelidir.
Mü’mine hanımlar, İslâm dâvası uğrunda fedakârca çalışan kocalarına engel olmamalı. Hatîce annemiz gibi, bütün kuvvet ve imkânlarıyla dâva uğrunda çalışan beylerini takviye ile yardımcı olmalıdırlar…
Kaynak: Yeni aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan Yayınları

İlk İmân Eden Hz. Hatice (R.A.)

Yazı kategorisi: Hatice, Hazreti Hatice, Hz. Hatice, Hz. Hatice (r.a.), Hz.Hatice 5:56 pm yazan: Alperen Türkü

İlk İmân Eden Hz. Hatice (R.A.) Izüddîn Ebu’l Hasen B. Eı-Esîr Derki:

-Müslüman âlimlerin icmaıyla sabittirki, “Allanın yarattığı kulların ilk önce müsluman olanı Hatice (r.a.) dır. Bu konuda onu geçen ne erkek nede kadın olmuştur.”[1]

Bu konuda Zührî, Katâde, Musa b. Ukbe, İbni İshak, Vâkidî, Sa-îd b Yahya el-Emevî ve diğer İslam tarihçileri: “Allah’a ve Rasülüne ilk iman edenler, Hatice, Ebû Bekr ve Ali dir” derler.[2]

Hassan b. Sabit ile bir gurup âlimde “ilk iman eden Ebû Bekir (r.a.) tır” derler.[3]

Bir çok âlimde “Aksine ilk iman eden Alidir” görüşündeler.[4]

İbni Abbas (r.a.)’tan: Bu ikisinde iki ayrı görüş vardır. Ama Sahih olan görüşe göre Ali (r.a.) 10 yaşındayken yada buna yakın bir çağdayken islam’a girdi, şeklinde nakledilir.[5]

O zaman Hz. Ali’nin “sekiz yaşında”, “dokuz yaşında”, “on iki yaşında” hatta “on beş yaşında” olduğu görüşleri varsada bunlar şaz görüşlerdir. Çünkü bizzat oğlu Muhammed, Ebû Ca’fer el-Bâkır, Ebû İshak es-Sübey’î ve diğerleri: “Ali (r.a.) altmış üç yaşında öldü” de­mektedirierki[6] bu da onun on yaşında müslüman olmasını gerektirir.

Hattâ SÜfyan b. Uyeyne Ca’feri Sadık aracılığıyla Caferin babasının, “Ali (r.a.) elli sekiz yaşında öldürüldü” dediğini nakleder.[7]

İbni İshak ise “Allah’a ilk îman eden kul AH (r.a.) tır. O vakit on yaşlanndaydı. Sonra Nebi (s.a.v.)in kölesi Zeyd, sonrada Ebû Bekir iman etti” demektedir.[8]

Zührî anlatıyor: Allah’a ilk iman eden kimse Hz. Hatice idi. Ra-sülü Ekrem Rabbinin Peygamberliğini almış evine dönmüştü. Yolda uğradığı ağaç ve kaya ne varsa kendini selamlıyordu. Haticenin yanına girince ona:

“Sana daha ‘önce rüyamda görüp anlattığım şeyi anlatsam ne dersin. Çünkü Cebrail onu bana açıkça bildirdi. Onu Rabbim bana gönderdi.” diye gördüğü Vahiy hadisesini anlattı. Bunun üzerine Hatice:

“Müjdelesene! Vallahi Allah sana ancak hayır yaptırır. Allah’tan sana geleni kabul et. Çünkü O haktır,” deyip sonrada Utbe b. Ra-bia’nın kölesi olan Udâs’a gitti. Udâs Ninova halkından olan hiri-stiyan biriydi. Hatice (r.a.) O’na, “Bana gerçeği haber vermen için sana Allah’ı hatırlatırım Cebrâilin kim olduğuna dair bir bilgin var-mı?” deyince, Udâs “Kuddûs Kuddûs” dedi. Hatice de “Onun hakkında bildiklerini bana anlat” dedi. Udasta: “0,oAllah ile Peygamberler arasında elçi olan Emînullahtır. Mûsâ ve İsâ (a.s.)’ların sahibidir.” dedi. Hz. Hatice de onun yanından Varaka’nın yanına gitti…………[9]

Zühri hadisin gerisini Önceki gibi anlatmıştır.[10]

Bu hadiseyi İbni Lehî’a da Ebu’l Esved aracılığıyla Urve b. Zü-beyr’den nakledip şu ilaveyi yapmıştır: “Cebrail bir pınar açıp oradan abdest aldı. Muhammed (s.a.v.) ona bakıyordu. Cebrail yüzünü ve dirseklerine kadar ellerini yıkadı. Başını mesnetti, topuklara kadar ayaklarımda yıkayıp sonra fercine su serpip Beytullah’a doğru iki se-cede (iki rekat namaz) yaptı. Nebi (s.a.v.) de Cebrail’den gördüğü şeylerin aynısını tekrar etti”.[11]

[1] İbnü’l Esir Üsdü’I Ğabe 5/434 ve El Kâmil Fit Tarih 2/57

[2] Tafsilat için bak İbni İshak Essire vel Meğazî 1/J39; İbni Hişam 1/277; Taberî 2/309; Beyhakî Deiâil 2/160-Î6Î; Tabakat-ı İbni Sa’d 8/17.

[3] Nihayetü’I İreb 16/180.

[4] Beyhakî (İbni İshak’tan naklen) Delâiî 2/165

[5] İbni İshak 137; İbni Hişam 1/284; İbni AbdCl Ber. El-İstiâb 3/27.

[6] Taberâni 1/96; Müstedrek 3/145; İbni Sa’d 3/38; Hatib Tarih 1/135; İbni Abdi’I Ber el-tstiâb 3/37.

[7] Geniş izah için bak: Taberî Tarih 2/309-310; Uyunul Eser 1/92; Taberânî Mu’cemü’l Kebîr 1/96 h. No. 165; Hâkim 3/144.

[8] İbni Hişâm 1/284; Beyhakî Delâil 2/165.

[9] Beyhakî Delâil 2/143; Uyunü’l Eser 1/86.

[10] Kıssanın gerisi daha önce geçen Varaka ve Amr h Nüfeyl’in hadisesidir.

[11] Urve Megazi S. 103; Beyhakî Delâil 2/145; Ravdu’l Unf 1/285; İbni Hişâm î/83; İbni Ebî Âsim, El-Evâil sayfa 36-37; Taberî Tarih 1/535-536.

İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/193-195

Kaynak: http://itarihulislam.wordpress.com/2006/10/11/ilk-iman-eden-hz-hatice-ra-izuddin-ebul-hasen-b-ei-esir-derki/#more-28

Hz. Hatice’nin Ölümü

Yazı kategorisi: Hatice, Hazreti Hatice, Hz. Hatice, Hz. Hatice (r.a.), Hz.Hatice 5:50 pm yazan: Alperen Türkü

Hz. Hatice İslam davasında Efendimiz (s.a.v.)’in sadık bir vezire-siydi. Efendimiz teselliyi onda bulur (derdini ona açardı). [36]
Vakîdi de müslümanların Şı’b daki boykot muhasarasından Medine’ye hicretten üç yıl önce çıktıklarını ve ikisininde bu yıl içinde öldüklerini, Hz. Hatice’nin Ebû Tâlib’den otuz beş gün önce öldüğünü bahseder. [37]
Ebû Abdillah Hâkim ise Müstedrekinde Hz. Hatice’nin Ebû Talib’ den üç gün sonra vefat ettiğini söyler. [38] Başka alimlerden de bu görüşe katılanlar olmuştur. [39]

Hz. Hatice (r.a.) Beni Esed kabilesind en olup Huveylid b. Esed b. Abdil Uzzâ b. Kusayy’ın kızıdır. [40]
Zübeyr b. Bekkâr anlatıyor: Hz Hatice Cahiliye döneminde “Ta-hira” adıyla anılırdı. Annesi Beni Âmir kabilesind en Zaide b. El Esam kızı Fatıma bn. Zaide dir. Daha önce Hz. Hatice Temim kabilesind en Ebu Hâle b. Zürâra’nın nikahında idi. Bu Ebû Hâle’nin asıl adı çelişkilidir. Ebû Hâle’nin ölümenden sonra Hatice (r.a.) Atîk b. Aziz b. Abdillah b. Ömer b. Mahzumla evlenmiş. Ondan sonrada Nebi (s.a.v.) ile evlenmiştir. [41]
İbni İshak ise bu konuda “aksine Ebû Hâle Haticeyle Atik’ten sonra evlenmiştir. İslam’da Efendimizi n en doğru yardımcısı oldu.” der. [42]
Hz.Aişe (r.a.) “Hatice (r.a.) Namaz farz kılınmadan önce vefat etmişti” der. [43] Hz. Hatice’nin Ramazan ayında vefat edip (Mekke deki Cennetu’t Muallanın arka tarafı) El-Hucûna defnedildi ği öne sürülür. Bir görüşe göre 65 yıl yaşamıştır. [44]
Zübeyr “Nebi (s.a.v.) Hatiyceyle evlendiğinde Hatice 40 yaşındaydı Efendimizl e 24 yıl beraberlik leri oldu” der. [45]
Mervan b. Muâviye el Fezzârî, Vâil b. Dâvûd, Abdullah el Behiy isnadıyala Hz. Aişe’nin şöyle dediğini adatır: “Rasülü Ekrem (s.a.v.) Hatice’yi hatırlayınca sanki onu övmekten hiç usanmaz hep ona mağfiret dilerdi. Bir gün onu anlatınca kıskançlığım tuttu. ‘Allah sana yaşlı birinin yerine gencini verdi” dedim. Bunun üzerine Rasülul-lah’ın (s.a.v.) öyle öfkelendiğini gördümki kendi kendime “Aİlahım! Eğer Rasülüyün öfkesini benden alırsan bir daha kötüleyici bir sözle Hatice’yi ağzıma almam” dedim. Benim halimi gören Rasülullah:
“Sen bu sözü nasıl olduda söyledin. Vallahi insanlar beni inkâr ederken o bana iman etti. İnsanlar benden kaçarken beni o sığındırdı. İnsanlar beni yalanlarke n o tasdik etti. Siz benden çocuğa hamile kalmaktan mahrum bırakılmışken ben Hatice’den çocukla rizıklandı-nldım.” buyurdu. Böylece Rasülullah (s.a.v.) ayrılıp bir ay yanıma gelmedi. [46]
Hişam b. Urve de babası aracılığıyla Hz. Âişe’nin şöyle dediğini anlatır: “Rasülullahın onu çok hatırlaması sebebiyle hiç bir kadını Hatice’yi kıskandığım gibi kıskanmadım. Efendimiz benimle Hatice’ nin vefatından üç yıl sonra evlenmişti. Rabbi (c.c) Efendinmiz e (s.a.v.) Hatice’yi Cennet’te inciden yapılmış ayıbı ve İçerde gürültü
patırtısı olmayan bir ev ile müjdelemesini emretti.” Bu Buhârî ve Müslim’in ittifakla naklettikl eri bir hadistir. [47]
ZUhrî de, “Hz. Hatice namaz farz kılınmadan önce ölmüştü” demektedir . [48]
İbnll Fudayl, Umara aracılığıyla Ebû Zur’â’nın şöyle dediğini nakleder: Ebû Hüreyre’yi (r.a.) şöyle derken işittim: Cebrail Nebi (s. a.v.)’e geldi ve:
-Şu Halicedir. Sana beraberind e içinde yemek ve katık (yada su) bulunan bir kabla geliyor. Sana gelince ona Rabbin’den ve benden selam söyle ve Onu cennette içi boş inciden yapılmış binasında kusuru içinde gürültüsü olmayan bir evle müjdele, dedi.
Bu Şeyhayn’in ittifakla rivayet ettikleri bir hadistir. [49]
Abdullah b. Ca’fer anlatıyor: Hz Ali (r.a.)’ı şöyle derken işittim.: Ben Nebi (s.a.v.):
“(Kendi devrinde yada âhirettekiler içinde) En hayırlı kadın İmran kızı Mer-yemdir. (DUnyadakil erin içinde) En hayırlı kadın Huveylid kızı Hatice dir.” derken duymuştum. [50] Bunu Müslim nakleder. [51]

[36] İbni Hişam 2/166 Parantez arası. İbni Hişam daki metindir. Beyhakî Delâil 2/352.
[37] Beyhakî Delâil 2/353.
[38] Hakim Müstedrek 3/18Z
[39] İbni Sa’d 8/18; İbni Hİşam 2/166; Ensâbül Eşraf 1/406.
[40] İbni Sa’d 8/14; İbni Hişâm 2/166.
[41] İbni Sa’d 8/14; Ensâbul Eşraf 1/406.
[42] İbni İshak Sire 245.
[43] İbni Sa’d 8/18; Beyhakî Deİâil 2/352.
[44] İbni Sa’d 1/18; Nihayetü’l !reb 16/279; Ensabü’l Eşraf 1/406; Hakim 3/185.
[45] Üsdül Ğabe 5/435 tbni Sa’d 8/17 de bunu Mûsâ b. Ukbe aracılığıyla Zübe-yrin kölesi Ebû Habİbe’den nakleder.
[46] İbni Asâkir T. Tarihi Dımışk 1/303 Mecmaiizze vâid 9/224 Taberânî’den naklen İbni Hacer El İsabe 7/62 (No 333) de bunu Devâlibiden nakleder İmam Ahmed’de Müsnedinin 6/117-118 ci sayfalarında aynı haberi mücâ-İid-Şa’bi Meşrük isnadıyla Hz. Aişe’den nakleder. Mücalid zayıf bir ravi isede diğerleri sika kimselerdi r. Mervan b. Muaviyenin metindeki hadisi Allah bilir hasen derecelidi r. Zira Mervan Sikadır. Vâil b. Davudu İmam Ahmet üstüne basabasa “Sikadır Sikadır” diye överek Abdullah el Behiyy (r.a.) sahabeden olup Mus’ab b. Züheyr (r.a.)ın kölesidir. Öbür haber ile bir araya geiince hadis sahih olur. Zaten Buharı menakıbta 3821 nolu hadisinde Hişam babası Urve isnadıyla Hz. Aİşe’nin:
Huveylid kızı Hâle ki Hatice’nin bacısıydı. Rasülulahın yanına girmek için izin istemişti. Rasüluilah onun sesini Hz. Haticenin sesine benzediği için tanıyıp “Allahım! bu gelen Hâle!” Üye yüzünde bir değişme oldu. Bunun üzerine kıskançlığım tutup: “Kureyşin şu yanal yanaklı koca karısını hala ne hatırlayıp duruyorsun bilmem. Halbuki öleli yıllar oldu” Allah sana onun yerine daha iyisini verdi” dedim, diye anlattığını nakleder.
[47] Buharı Menakıb-ın Nebiy 63/20 h. no: 3817; Müslim 2435; Taberani Sağir 1/15; t Ahnıed MÜsned 6/58 202 ve Fezailüs Sahabe H. no: 1589; Tirmizî 3978-3979; Hakim 3/186.
[48] Beyhakî Delâil 2/352; Hakim 3/184.
[49] Buharî Menâkıb 63/20; Müslim 2432; İbni Ebî Şeybe 12/133; Beyhakî Delâil 2/351; tbni Ebî Şeybi 12/133; Müsned 2/231; Hakim 3/185; Ahmed FazaÜüs Sahabe 1588.
[50] Müslim 2430; t Ebî Şeybe 12/134; Hakim 3/184, 2/497; Müsned 1/116 ve Fazailüs Sahabe 1590 Beyhakî & Kübra 6/367/9 Taberi 3/180 Tirmizî 3877.
[51] İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/342-345

Kaynak: http://itarihulislam.wordpress.com/2006/11/12/hz-haticenin-olumu/

Peygamberimizin(a.s.)in Hz.Hatice İle Evlenmesi

Yazı kategorisi: Hatice, Hazreti Hatice, Hz. Hatice, Hz. Hatice (r.a.), Hz.Hatice 4:50 pm yazan: Alperen Türkü

Hz. Hatice´nin Kimliği, Üstün Kişiliği ve Peygamberimiz (a.s.)la Evlenmek İsteyişi

Hz. Hatice; Cahiliye devrinde Tahine diye anılırdı.

İki kere evlenmiş ve dul kalmıştı.[1]

Nefise binti Münye (Ümeyye) der ki:

“Hatice binti Huveylid, b. Esed, b. Abduluzza, b. Kusayy; işini bilir ve sıkı tutar, sağlam karakterli ve şerefli bir kadındı.

Yüce Allah; onu, bu m eziyeti eriyle birlikte, daha da şereflendirmeyi ve hayra erdirmeyi diledi.

Hatice, o zaman, Kureyş kadınlarının soy sopça en seçkin ve üstünü, şerefçe en büyüğü, mal bakımından da en zengini idi.

Bunun için, kavminin her erkeği, elinden gelse, onunla evlenmeye can atar, onunla evlenebilmek için servetini saçardı.

Muhammed ((a.s.)) Hatice´nin Şam ticaretinden döndükten sonra, Hatice kendisiyle evlenmek isteyip istemeyeceğini anlamak maksadıyla yoklama yapmak üzere, beni Muhammed ((a.s.))´e gönderdi.

Ona:

´Ey Muhammedi Seni evlenmekten alıkoyan nedir?´ diye sordum.

´Elimde param yok! Ben nasıl evlenebilirim?´ dedi.

´Eğer sana evlenme masrafı sağlansa da, sen cemale, mala, şerefe, denkliğe davet olunsan, icabet etmez misin?´ diye sordum.

´Kim bu kadın?´ dedi.

´Hatice´dir!´ dedim.

´Bu, sence, benim için nasıl olabilir?1 dedi.

´Orası, bana düşen bir vazifedir1 dedim.

´O halde, ben de senin dediğini yaparım!´ dedi.

Hemen gidip durumu Hatice´ye bildirdim.”[2]

Hz. Hatice, Nefise Hatun aracılığıyla yaptığı yoklama sonucunda Peygamberimiz (a.s.) m kendisiyle evlenmeye razı olacağını anlayınca3]

“Ey amcamın oğlu! Akrabam olduğun kavminin arasında şerefli, emniyetli, güzel huylu ve doğru sözlü olduğun için seninle evlenmeyi arzu etmiş bulunuyorum.[4] Amcam Amr b. Esed´e gidip beni iste![5] Sen de, şu saatte gel!” diyerek Peygamberimiz (a.s.)a; nikâhını kıyması için de amcası Amr b. Esed, b. Abduluzza, b. Kusayy´a haber gönderdi.[6]

Peygamberimiz (a.s.), Hz. Hatice´nin evlenme teklifini amcalarına duyurdu.[7]

Ebu Talib, durumu iyice öğrenmek üzere, Peygamberimiz (a.s.)ı yanına alıp Hz. Hatice´nin evine vardı.

Hz. Hatice, Ebu Talib´e:

“Ey Ebu Talib! Amcamın yanına var da, kardeşinin oğlu Muhammed b. Abdullah´la benim nikâhımı kıysın” dedi.

Ebu Talib, o zaman Mudar´ların başkanları olan Hâşim oğullarından on kişilik bir toplulukla, Hz. Hatice´nin amcasının yanına vardı .[8]

Gidenler arasında Peygamberimiz (a.s.)la bütün amcaları bulunuyordu.[9]

Hz. Hatice´nin amcası Amr b. Esed, o zaman çok yaşlı idi.[10] Esed´in, hayatta olan, ondan başka oğlu kalmamıştı.[11]

Dünürlük ve Nikâh Töreni

Dünürlük ve nikâh töreninde Hz. Hatice´nin amcası Amr b. Esed ile Peygamberimiz (a.s.) ve amcaları hazır bulundular.[12]

Amr b. Esed; sakalını sarı yağla yağlayıp taramış, üzerine de Bürd-ü Yemanî diye anılan Yemen işi alacalı kumaştan ağır bir elbise giymişti.[13]

Hz. Hatice´nin koyun etinden yaptırdığı yemekler yenildikten sonra, Hz. Hatice Peygamberimiz (a.s.)a:

“Amcan Ebu Talib´e söyle de, şu mecliste beni sana, amcamdan istesin!” dedi.[14]

Ebu Talib hemen ayağa kalkıp şöyle konuştu:

“Hamd olsun Allah´a ki, bizi, İbrahim´in zürriyetinden, İsmail´in neslinden,[15] Maad´in mâdeninden ve Mudar´ın aslından yarattı.

Bize; hac ve ziyaret edilecek bir beyt (Mabed), içinde emniyet ve huzura kavuşulacak bir Harem ihsan etti.

Bizi; Beyt´inin bakıcısı ve Harem´inin yöneticisi kıldı.[16]

Bizi; böylece, halkın hâkimi ve başkanı yaptı.[17]

İçinde bulunduğumuz beldemizi, bize bereketli kıldı.[18]

İmdi, kardeşimin oğlu Muhammed b. Abdullah´la Kureyşten kim tartılsa.[19] muhakkak, bu, soy sopça, akıl ve faziletçe[20] ona üstün tutulur;[21] kendisiyle kim ölçülse, bu, ondan büyük gelir.[22]

Malı az olsa da, mal dediğin nedir ki? Tez geçici bir gölgedir; alınır verilir iğreti birşeydir![23]

Muhammed´in, Abdulmuttalib ve Hâşim gibi şanlı ataların torunu olduğunu bilirsiniz.[24]

Kendisi, şimdi, kızınız[25] Hatice binti Huveylid´le evlenmeyi arzu etmektedir.[26]

Aynı şekilde,[27] Hatice de, onunla evlenmeyi istemektedir.[28]

Hatice´ye, kendi malımdan, mehir olarak ne vermemi istersiniz?[29]

Vallahi, bundan sonra, onun (yeğenimin) haberi büyük, hal ve şanı ulu olacaktır!” dedi.[30]

Ebu Talib konuşmasını tamamlayınca, Hz. Hatice´nin amcasının oğlu Varaka b. Nevfel kalkıp şöyle konuştu:

“Allah´a hamd olsun ki, bizi de, anlattığın gibi yarattı.

Saydığın fazl ve şereflerle de, mümtaz kıldı.

Biz de, Arapların ulu kişisi ve başkanıyız.

Siz de, böylesiniz.

Ne Araplar sizin faziletinizi inkâr, ne de insanlardan hiçbiri sizin iftihar ettiğiniz şeyleri, şerefinizi red eder.

Biz de, sizinle hısımlık kurmayı ve şereflenmeyi arzu ediyoruz.

Ey Kureyş cemaatı! Şahit olunuz ki; ben, Hatice binti Huveylid´i, dörtyüz dinar mehirle Muhammed b. Abdullah´a nikahladım!” dedi, sustu.

Ebu Talib:

“Ben, Hatice´nin amcasının da konuşmasını istiyorum!” dedi.

Bunun üzerine, Amr b. Esed:

“Ey Kureyş cemaatı! Siz şahit olunuz ki; ben de, Hatice binti Huveylid´i, Muhammed b. Abdullah´a nikahladım!” dedi.

Hazır bulunan Kureyş uluları, buna şahit oldular.[31]

Hz. Hatice´ye mehir olarak 12 ukıyye[32] ve 1 neş altın verildiği,[33] 20 genç ve yiğit deve verilmesinin taahhüt edildiği de rivayet edilir.[34]

Sanıldığına göre; develer, Peygamberimiz (a.s.) tarafından mehre ilave edilmiştir.[35]

Bir ukıyye 40 dirhemdir;[36] bir neş de, yarım ukıyye, yani 20 dirhemdir.[37]

Peygamberimiz (a.s.)ın zevcelerinden çoğunun mehri, onikişer ukıyye birer neş idi.[38]

Düğün Şenliği ve Velime Cemiyeti

Hz. Hatice; cariyelerine defler çaldırdı, oyunlar oynattı. Peygamberimiz (a.s.), evden dışarı çıkacağı sırada, Hz. Hatice:

“Ey Muhammedi Nereye gidiyorsun? Amcan Ebu Talib´e uğra da, senin develerinden bir veya iki deve kessin ve halka yemek yedirsin!” dedi. Peygamberimiz (a.s.), öyle yaptı.

Bu ziyafet, Peygamberimiz Aleyhiselamın verdiği ilk velime ziyafeti idi.

Peygamberimiz (a.s.) Hz. Hatice ile evlendiği zaman, Ebu Talib son derecede sevindi ve: “Allah´a hamd olsun ki, bizden bütün sıkıntıları ve üzüntüleri giderdi” dedi.[39]

Evlenme Tarihi ve Eşlerin Yaşları

Evlenme tarihi; Peygamberimiz (a.s.)ın Busra dönüşünden 2 ay 24-25 gün sonra olup,[40] o zaman Peygamberimiz (a.s.) 25 yaşında,[41] Hz. Hatice ise 40 yaşında idi.[42]

Kutlu Evlenmenin Yapıldığı Ev

Peygamberimiz (a.s.)ın gerdeğe girdiği ev Hz. Hatice´nin evi olup, Safa ile Metve´nin arasındaki Attarlar Çarşısının arkasında,[43] Adiyy b. Hamraü´s-Sakafî´nin evinin arkasında idi.

Eve girilince, kapının sol tarafında[44] bir arşın bir karış çapında birtaş vardı.

Hz. Hatice ve kızları, daima bu evde oturmuşlar, Hz. Hatice bütün çocuklarını bu evde dünyaya getirmiş, kendisi de bu evde vefat etmişti.

Peygamberimiz (a.s.), Medine´ye hicret edinceye kadar da, buradan ayrılmamıştı.

Medine´ye hicret ettiği zaman, bu evi, amcası Ebu Talib´in oğlu Akîl zaptetti.

Muaviye b. Ebu Süfyan, halifeliği sırasında bu mübarek evi ondan satın alıp içinde namaz kılınır mescid haline koydurmuştur.[45]

Zeyd b. Hârise´nin Köle Olarak Satın Alınıp Azad ve Evlad Edinilişi

Zeyd b. Harise; sekiz yaşında bir çocukken, Beni Kayn atlıları tarafından yapılan baskında yakalanıp Ukâz panayırında satılırken, onu Hakîm b. Hizam halası Hz. Hatice için dörtyüz dirheme satın almıştı.

Peygamberimiz (a.s.), onu görünce:

“Bu köle benim olsaydı, muhakkak, onu hemen azad ederdim!” demişti. Hz. Hatice:

“Haydi, o senin olsun!” diyerek Peygamberimiz (a.s.)a bağışlamış, Peygamberimiz (a.s.) da onu hemen azad etmişti.

Daha sonra, Peygamberimiz onu evlad edinmişti.[46]

Peygamberimiz (a.s.)ın Hz. Ali´yi Yanına Alıp Büyütüşü

Yüce Allah´ın Hz. Aliye olan nimetlerinden ve onun hakkında dilediği iyiliklerden birisi, Kureyşîlerin şiddetli bir kıtlığa ve açlığa uğradığı bir vasatta, Peygamberimiz (a.s.) in bakmak üzere onu yanına alarak büyütmesi olmuştur.

Ebu Talib Amcanın aile efradı kalabalıktı.

Peygamberimiz (a.s.), Hâşim oğullarının en zengini olan amcası Hz. Abbas´a gidip:

“EyAbbas! Biliyorsun ki, kardeşin Ebu Talib´in aile efradı çok kalabalıktır. Halk, şu gördüğün kıtlık ve açlık felaketine uğramış, kıvranıp duruyor. Haydi, Ebu Talib´in yanına gidelim de, kendisiyle konuşalım. Oğullarından birini ben yanıma alayım, birini de sen yanına al! Onun aile yükünü biraz hafifletelim! Çocuklarından ikisinin yükünü onun üzerinden almamız, yetişir!” dedi.

Hz. Abbas:

“Olur!” dedi.

İkisi birden kalkıp Ebu Talib´in yanına vardılar. Ona:

“Halkın içinde kıvrandığı kıtlık ve açlık sıkıntısı ortadan kalkıncaya kadar, biz senin aile efradından bir kısmını yanımıza alıp geçim yükünü hafifletmek istiyoruz!” dediler. Ebu Talib:

“Akîl´i, Talib´i bana bırakınız da, istediğinizi yapınız!” dedi.

Bunun üzerine, Peygamberimiz (a.s.) Hz. Ali´yi, Hz. Abbas da Hz. Cafer´i yanına aldı.

Yüce Allah, Peygamberimiz (a.s.)ı peygamber olarak gönderinceye kadar, Hz. Ali Peygamberimiz (a.s.)ın yanında kaldı.[47]

Peygamberimiz (a.s.)ın Hz. Hatice´den Doğan Çocukları

Peygamberimiz (a.s.)ın, Hz. Hatice´den, iki erkek, dört kız çocuğu doğdu.[48]

Hz. Hatice´den ilk doğan erkek çocuğu, Hz. Kasım´dı ve Peygamberimiz (a.s.), ondan dolayı “Ebu´l-Kasım=Kasım´ın Babası” künyesini taşırdı.[49]

Hz. Kasım yürüdüğü,[50] iki yaşında bulunduğu sırada vefat etti.[51]

Peygamberimiz Aleyhisseiamın bütün çocuklarının doğum ebesi, Safiyye binti Abdulmuttalib´in cariyesi Selma Hatundu.[52]

Selma Hatun, Hz. Fâtıma´nın oğullarının da doğum ebesi idi.[53]

Peygamberimiz Aleyhisseiamın, İslâm devrinde Hz. Hatice´den ikinci erkek çocuğu doğup, kendisine Abdullah ismi verilmişti.

Hz. Abdullah, Tayyib ve Tahir diye de anı lirdi [54]

O da vefat ettikten sonra, Kureyş müşriklerinden Âs b. Vâil, Peygamberimiz için:

“Bırakınız onu! O, ebter, nesli devam etmeyecek bir adamdır! Ölünce, anılmaz olur![55] Siz de, artık ondan rahata kavuşursunuz!” dedi.[56]

Bunun üzerine, Yüce Allah, Kevser sûresini indirdi.[57]

Peygamberimiz Aleyhisseiamın oğlu Hz. Kasım´dan sonra Hz. Hatice´den ilk doğan kızı, Hz. Zeyneb idi.[58]

Hz. Zeyneb Peygamberimiz Aleyhisseiamın kızlarının en büyüğü idi.[59] Hz. Zeyneb doğduğu zaman, Peygamberimiz (a.s.) otuz yaşında bulunuyordu.[60]

Peygamberimiz Aleyhisseiamın, Hz. Zeyneb´den sonra, kızı Hz. Rukayye (Rukiyye) doğdu.[61] Hz. Rukayye doğduğu zaman, Peygamberimiz (a.s.) otuzüç yaşında idi.[62]

Hz. Rukayye´den sonra, Hz. Ümmü Külsûm doğdu.[63]

Hz. Ümmü Külsûm´dan sonra, Hz. Fâtıma doğdu.[64]

Hz. Fâtıma´nın doğumu, Kureyşlilerin Kabe´yi yeniden yaptıkları yıla rasflar.[65]

Bu da, Peygamberimiz (a.s.)a Peygamberlik gelmeden beş yıl önce olup.[66] o zaman Peygamberimiz (a.s.) otuzbeş yaşında bulunuyordu.[67]

Sahabe: Hz. Hatice (r.a.)

Yazı kategorisi: Hatice, Hazreti Hatice, Hz. Hatice, Hz. Hatice (r.a.), Hz.Hatice 4:45 pm yazan: Alperen Türkü

Hz. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.s)’in temiz, iffetli ve yüce ahlâk sahibi olan hanımlarının ilki. O, Arapların en asil kavmi olan Kureyş kavminden ve Kureyş kavminin de, en asil, pak ailelerinden idi. Babası Huveylid, annesi Fâtıma’dır (İbn İshak, es-Sîre, Nesr. Muhammed Hamidullah, s. 60).

Hz. Hatice’nin baba tarafından soyu Kusay’da Peygamberimizin baba tarafından soyu ile birleştiği gibi, annesi tarafından da soyu yine Peygamberimizin baba tarafından dedesi olan Lüey’de bileşmektedir (M. Asım Köksal, İslâm Tarihi, Mekke Devri, 96).

Hz. Hatice, ticaretle uğraşan zengin, haysiyetli, şerefli bir kadındı. Ücretle tuttuğu adamlarla Şam’a ticaret kervanları düzenlerdi. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğru sözlü, güzel ahlâklı ve son derece kendisine güvenilen bir insan olduğunu öğrenince, O’na ticaret ortaklığı önerdi. Hz. Muhammed (s.a.s) Hz. Hatice’nin bu teklifini kabul etti. Hz. Hatice O’nun başkanlığında bir ticaret kervanını Şam’a gönderdi. Aynı zamanda kölesi Meysere’yi de O’nunla beraber gönderdi. Meysere, yolculuk sırasında Hz. Muhammed (s.a.s.)’de harikulade hallere şâhid oldu. Gittikleri yerde, Peygamberimiz (s.a.s.) satacaklarını sattı ve alacaklarını da aldı. Ondan sonra geri döndüler. Hz. Hatice bu ticaret kervanından çok memnun oldu. Daha önce gönderdiği ticaret kervanlarına nazaran, bu sefer daha fazla kâr elde etti. Hz. Peygamber (s.a.s.) hakkında Meysere’yi de dinleyince, O’na olan itimadı ve sevgisi daha da arttı. O’na anlaştıkları ücretten fazlasını verdi ve Hz. Muhammed (s.a.s)’e evlenme teklifinde bulundu (İbn Ishak, a.g.e., 59).

Hz. Peygamber (s.a.s.) durumu amcası Ebu Talib’e anlattı. Ebu Talib Hz. Hatice’yi Hz. Muhammed (s.a.s.) için istedi. İki aile anlaştı. Düğünleri o zamanın örf ve adetlerine göre, Hz. Hatice’nin evinde yapıldı. Düğünde Ebû Talib ve Hz. Hatice’nin amcası Amr b. Esed birer konuşma yaptılar. İkisi de konuşmalarında hikmetli ifadelerde bulundular ve evlenecekler hakkında güzel şeyler söylediler. Ondan sonra misafirlere ikram yapıldı, yemekler yenildi. Ebû Talib nikâhlarını kıydı. Mehir olarak 500 dirhem altın tesbit edildi (İbn, Sa’d Tabakat, VIII, 9).

O zaman, rivâyetlerin ekseriyetine göre, Hz. Muhammed (s.a.s.) 25 ve Hz. Hatice 40 yaşında idiler. Aralarında 15 yaş fark vardı (İbn Hacer, el-İsâbe, 539). Bazı rivâyetlerde bu yaş farkının daha az olduğu kayıtlıdır.

Rasûlullah (s.a.s.)’ın evlendiği ilk kadın, Huveylid’in kızı Hatice’dir. Hz. Hatice ilk olarak Atik b. Aziz’le evlendi, ondan bir kızı oldu. Onun ölümünden sonra, Temimoğullarından Ebû Hale ile evlendi. Ondan da bir oğlu ve bir kızı oldu. Onun da ölümünde sonra, Rasûlullah (s.a.s.) ile evlendi (İbn İshak, a.g.e., 229).

Hz. Hatice’nin Rasûlullah (s.a.s.)’den Fâtıma, Ümmü Gülsüm, Zeyneb ve Rûkiyye adında dört kızı, Kâsım ve Abdullah adında da iki oğlu dünyaya geldi. Kelbî’nin rivâyet ettiğine göre, önce Zeynep, sonra Kâsım, sonra Ümmü Gülsüm, daha sonra Fâtıma, ondan sonra Rûkiyye ve en sonunda Abdullah dünyaya geldi. Ali b. Aziz el-Cürcânî de, Kâsım’ın Zeynep’ten daha önce doğduğunu nakletmiştir (İbn el-Esir, Usdü’l-Gâbe, I, 434).

Hz. Hatice(r.anha), Rasûlullah (s.a.s.)’e, Peygamberliğinden evvel son derece saygı gösterip onu mutlu ettiği gibi, Peygamberliği döneminde de, ona ilk inanan, onunla beraber namaz kılıp ona ilk cemaat olan kişi vasfını kazandı. Daima Hz. Muhammed (s.a.s.)’e destek oldu, ona moral verdi, son derece güzel davranış ve sözleri ile, onun başarılarına katkıda bulunmaya çalıştı.

Hz. Hatice, Rasûlullah (s.a.s.)’e (Allah kendisini Peygamberlikle şereflendirdiği zaman) teskin etmek için; “ey amca oğlu, beni melek geldiği zaman haberdar edebilir misin?” diye sordu. Resûlullah (s.a.s.); “evet” cevabını verdi. Bir gün Hatice’nin yanında iken, ona Cibril geldi ve; “Ey Hatice! İşte bu Cibril’dir, bana geldi” dedi. Hatice “Şu anda onu görüyor musun?” diye sordu. “Evet” karşılığını verdi. Hatice bu kez sağ tarafına oturmasını söyledi. Rasûlullah (s.a.s.) Hatice’nin sağ tarafına oturdu. Hz. Hatice; “Şimdi görüyor musun” sorusunu tekrarladı. Rasûlullah (s.a.s.) yine olumlu cevap verince, Hz. Hatice örtüsünü çıkarıp attı. O sırada Rasûlullah (s.a.s.)in hâlâ kucağında oturuyordu. “Onu, şimdi görüyor musun?” diye tekrar sordu. Rasûlullah (s.a.s.) bu kez “hayır” cevabını verince, Hz. Hatice; “Bu şeytan değil; bu kesinlikle melek, ey amca oğlu! Sebat et, seni müjdelerim” dedi (İbn İshâk, a.g.e., 114).

Hz. Hatice(r.anha), Allah’ın selâmına ve Rasûlullah (s.a.s.)’in övgüsüne nâil olacak derecede faziletli ve şerefli bir kadındı. O, imanda, sabırda, iffette, güzel ahlâkta, kısacası her yönü ile örnek olan bir anneydi. Rasûlullah (s.a.s.); “hristiyan kadınlarının en hayırlısı İmrân’ın kızı Meryem, müslüman kadınlarının en hayırlısı ise, Hüveylid’in kızı Hatice’dir” buyurdu. Bu konudaki diğer bir hadisinin meali şöyledir: ” Dünya ve âhirette değerli dört kadın vardır. İmran’ın kızı Meryem; Firavun’un karısı Asiye, Hüveylid’in kızı Hatice ve Muhammed (s.a.s.)’in kızı Fâtıma” (İbn İshak, a.g.e. s. 228).

Bir gün Cebrâil (a.s.) Rasûlullah (s.a.s.)’e gelerek şöyle buyurdu: “Hatice’ye Allah’ın selâmlarını söyle.” Rasûlullah (s.a.s.): “Ya Hatice, bu Cebrâil’dir, sana Allah’tan selam getirdi” deyince, Hz. Hatice, Allah’ın selamını büyük bir memnuniyetle kabul etti ve Cebrâil’e de iadei selâmda bulundu (İbn Hişâm, es-Sîre,, I, 257).

Allah’ın rızasını, yuvasının mutluluğunu, dünya ve âhiretin huzur ve saadetini düşünen bütün anneler için en güzel örneği teşkil eden Hz. Hatice (r.a.), nübüvvetin onuncu yılında, Ramazan ayında vefât etti ve Mekke’deki Hacun kabristanına defnedildi (M. Asım Köksal, a.g.e. s. 302).

Kaynak: http://www.guldemeti.com/sahabehaber/devami.asp?id=54